|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
ORTAK BİR ACI Birçok insan aynı anda aynı korkuyu ve acıyı yaşadı… Aniden ve karşı koyamadan … Tarih değişti, yer değişti, saat değişti, birçok insan aynı anda aynı korkuyu ve acıyı
yaşadı… Yine yerin altı - üstü değişti… Aniden ve karşı konulamadan… Ortak bir acı… Türkiye, Gölcük, 17 Ağustos 1999 saat.03.02 … Japonya, Fukuşima, 24 Eylül 2011 saat.13.59… Birçok insan yardım ve ilgi gösterdi yaraları saramadan… Birçok insan yardım ve ilgi gördü, yaraları sarılamadan. Kaygılar, sancılar, kuşkular, sorgular, sorular, kırgınlıklar, paylar, paydalar karıştı, acılar dağıldı… İnsanoğluna akılsızlıkları mı daha çok, kaderi mi daha çok acı verdi bilinmez ya… Böyle acı günlerde ‘yardımlaşma’ , sonraki günlerde ‘yardımlaş ma’… Böyle günlerde ‘onaralım, düzeltelim’ sonraki günlerde ‘satalım, mallarımıza katalım’ Böyle günlerde ‘paylaşma’ sonraki günlerde ‘payıma-laşma!’ Böyle günlerde ‘acılarımıza ortak’ sonraki günlerde ‘neşenizden uzak!’ Böyle günlerde ‘afet’ sonraki günlerde ‘davet!’ Böyle günlerde ‘loji’ sonraki günlerde ‘teknoloji!’ Böyle günlerde ‘santral’ sonraki günlerde ‘nükleer santral’ İnsanoğluna akılsızlıkları mı daha çok, kaderi mi daha çok acı verdi bilinmez ya… Bir felaketi yaşamak nedir? . Ortak bir acı ile ortak bir payda arasında durmak olur mu? Fazlaca hissizleşerek katılaşan, kendisinden bir düşman yaratan insan, bir felaket anında yumuşayıp yaraları sarabilecek mi? Ve bir süre mücadele ettikten sonra yenildiğinde boyun eğebilecek mi, kendi yarattığı felakete? Küçük yardımlaşmalarla örtebilecek mi büyük açgözlülüğünü? “Kendilerini adamış olan gerçek yardımsever kahramanların anılarına saygıyla…” Hülya Düzenli
Bu serginin yaratı sürecinde yaşanmış olan Van depreminde açılan
yaraların bir an önce sarılması dileklerimle… |
|
![]() |
Mine Sanat Galerisi Nişantaşı mekanında Hülya Düzenli’nin “Ortak Bir Acı // Gölcük - Fukuşima” başlıklı sergisine ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Sergide yer alan işler Fukuşima ve Gölcük’teki depremlerden yola çıkarak insanlığın yaşadığı ortak dramı anlatmaktadır. Farklı malzeme tekniklerin kullanıldığı sergide ışığın tuval alanının içine ya da pileksi kutuların üzerine yansıtılışı dramatik etkiyi yoğunlaştırıyor... Bu ışık aynı zamanda minyatür ve estamp resimlerinin plastik anlayışları ile kurgulanan bir desenle bütünleşiyor. Resimler sanki hikayecinin anlatım özelliklerini içeren bir metin gibi söz konusu dramı tasvir eden olayları anlatıyor. Soyut bir resimsel duruşa anlatımcı bir betimleme eşlik ediyor. Sanatçı, manifestosunda bu kaygı ve acı dolu günlerde yardımlaşan, diğer zamanlarda barış ve dostluk ilişkilerini sürdüremeyen insanlık onuruna dair bir alt çizgi çiziyor. Yine de barışçı ve yardımsever yapılanmalara destek amacıyla sergide satılan yapıtların gelirlerinin bir bölümü AKUT’a bağışlanmaktadır. Soğuklar nedeniyle şehir trafiğinin zorluğu dikkate alınarak sergi 29 Şubat 2012 tarihine kadar uzatılmıştır. |
|
|
|
|
|
|
|
Mine & Nur GÜLENER |
|
ana Sayfa + sergiler + yaz sergileri + etkinlikler + fuarlar + bağlantılar