|
ÇAĞDAŞ
SANAT 14
Türkiye'nin
yeniliklere; belki de en önemlisi bu yeniliklerin sürekliliğine ihtiyacı
var. Bu durumun gerekliliği, her alanda, özellikle de sanat ortamında
kendini gösteriyor. Her yıl ülkemizde, başta İstanbul olmak üzere
'geleneksellik' adı altında bir çok sergi düzenleniyor, ancak bunlar
henüz başladığı yıl geleneksellik sıfatıyla tanımlanıp, bir kaç
yıl sonra hatırlanmaz oluyor. Bu tür gelişmelerden, daha doğrusu gelişme
ve yenilik amaçlı yola çıkan bir çok niteliksiz yapılanmadan özellikle
çağdaş sanat etkileniyor. Sanatı desteklemek adına gerçekleştirilen
bu anlamdaki etkinlikler, yeni bir dil ortaya koymaktan çok, varolan
niteliklerin bir tekrarı olmaktan öteye maalesef geçemiyor.
Böyle bir ortamda İstanbul'un Kadıköy ilçesi, diğer ilçelerden öncelikle
kültür düzeyi ile ayrılıyor. Böyle bir köklü yerleşim merkezinin
sanatın her alanında hizmet veren bir çok kurumla dolu olduğu düşünülebilir.
Ancak yakından bakıldığında durumun çok da iç açıcı olmadığını
görüyoruz. Özellikle sanat galerilerinin sayısı ve en önemlisi
nitelikleri bakımından bu bölgede büyük boşluk olduğu bir gerçek.
Galericiliğin sınırları ülkemizde henüz tam olarak belirlenmemiş
olsa da, bazı çalışmaların ön plana çıkması ve bir takım ihtiyaçları
karşılaması, bu kuraklıkta bizi rahatlatıyor.
Mine
Sanat Galerisi, Kadıköy'ün tarihsel dokusu içinde önemli bir işleve
sahip kuşkusuz. Galeri, açtığı sergilerle sürekliliğini devam
ettiriyor. Bir sanat galerisinin aslında nasıl olması gerektiği, ne tür
işlevler taşıdığı, hem dünyada hem de ülkemizde çok sık tartışılan
bir konu. Her yıl bu kavram adı altında açılan bir çok mekana rastlıyoruz.
Ancak bunlardan sadece bir kaçı varolabiliyor ve kurumsallığını
devam ettirebiliyor.
Mine Sanat Galerisi'nin farklılığı işte burada ortaya çıkıyor. Her
türlü olumsuz koşulun sanatın kösteklenmesi için bahane sayıldığı
ülkemizde, bazı kurumlar kişisel çabalarla direnmeye çalışıyor.
Elbette
bu başarının en büyük sırrı direnmek. Ancak direnirken, yıllar önce
çıktığı noktayı ve ilkelerini unutmadan sürekliliğini sürdürmek.
Mine Sanat Galerisi, 1987 yılından bu yana çağdaş Türk resmini
desteklemek adına önemli sergilere imza atıyor. Özellikle yıl içinde
açtığı kişisel sergilerle hem sanatçıların yeni yapıtlarını
izleyicilere sunuyor, hem de çağdaş resime ve sanatçılara mekanın
kapılarını açıyor. Galerinin yaklaşık 15 yıldan bu yana kesintisiz
olarak süren bir kişiliği var. Bu türden ciddi tavırların son derece
eksik olduğu ülkemizde, bu gibi karşı koyuşları görmek elbette önemli.
Sanatçı seçiminden, mekan düzenlemesine, yapıtların kataloglanarak
belgelenmesine dek uzanan bir çizgide titizliği elden bırakmayan Mine
Sanat Galerisi, bunca yıl içinde kendi izleyicisini de oluşturmuş
durumda.
Mine
Sanat Galerisi'nin her yıl geleneksel olarak düzenlediği bir başka
etkinlik ise 'Yaz Sergileri'. Bu yıl 15.'si düzenlenen yaz sergilerinde
galeri sanatçılarının yapıtları yanyana getiriliyor ve bir anlamda yılın
değerlendirilmesi olarak yaz boyunca izleyicilere sunuluyor. Yaz
sergilerinin bir başka işlevi ise, haziran ile eylül aylarında
durgunlaşan sanat ortamında kapılarını açık tutmak.
Elinizde
tuttuğunuz bu katalog, her yıl olmasa da Mine Sanat Galerisi'nde kişisel
sergi açan sanatçıların yapıtlarını içeriyor. Bu sanatçılar, çağdaş
Türk resminin önde gelen isimleri. Böyle bir seçkiyi bütün bir yaz
boyunca izleyerek destek vermek ise bizlere düşüyor.
ESRA ALİÇAVUŞOĞLU
MAYIS 2001
|